gibi ne zırlıyorsunuz ulan, diye devam eder bu. şekerpare muhteşem şekilde komik bir filmdir (hileriyıslı gorcus ya da). hayat her alanda peyker’i kakalamaya çalışırken “nah peyker nah peyker” diyip ilyas salman gibi göbek atmak ister bu deli gönül. ki “arkadaş, dost” gibi tanımlarla kakalanan peykerlerin karşısında uğraşmakla geçti son iki üç gün. “kötü adam” rolünü üstlenmekten çok zevk aldığımı söyleyemem ama insanların birden fazla yüz taşıyabildiklerini görünce yapacak fazla bir şey kalmıyor. “her işte bir hayır” varmış hakkaten, kafam rahatlamış durumda şimdi. yine de parkta içtiğimiz son gece biraz üzücü oldu sanırım. bu ara çok fazla son yaşanıyor, o yüzden herhalde. muhabbetin en harlı anlarında burak bayılmak üzereydi ve “lan ne biçim entrikalar dönmüş amına koyim, beynim sitildi” diye düşündü kesin hehe. burak’la beraber yasin ve hemre’nin de gadasını alıyorum şu iki gün etrafımda oldukları için. lan ben ne anlatıyodum ya. uykusuzluk yaramıyor artık.
—-
ne anlatacağımı unuttum şurdan devam edeyim; Gına yepisyeni albümünü yayınladı. Ben de yeni dinliyorum, nasıl olmuş bilmiyorum daha. biraz daha dinleyip onur’un kafasını ütülerim. Ama “hayaletler var bu evlerde” kısmı şahane bir sürpriz oldu, sırf onun için yeni bir post atabilirim ileride. hayaletlere hala takmış durumdayım evet. şu linkler iş görebilir;
Gına @ Myspace
Gına – Doğum Lekesi
Gına @ HipHopLife

Durum bu. Santrasız geçen günleri çeşitli Gus Van Sant ve P.T Anderson filmleriyle değerlendirmeyi umuyorum. Bir kaç da yeni albüm var. Değmesin yağlı goya.
NP: Gına – Onca Et


hehe yannız “hayaletler var” kısmını ben dedim, bi teşekkür edilmedi mına koyyim.