Gün 2.
* ilk günden tecrübeli olarak ikinci gün geç gittik alana. bi çek grup kaçırdık. secon combat’in ortalarına yetiştik. beğenmedim pek. durmadan “biz asyada çok zor şartlarda bu işi yapıyoruz” demeleri baydı. tamam abi biliyoruz, saygı da duyuyoruz, bizim burda piyasa namına bişi yokken malezyada eşşek gibi bi scene oluşturmak şahane bi olay da her şarkı arasında aynı şeyi söylemeye ne gerek var?
* zor şartlar demişken. kamp alanındaki tonla alman’a, hollandalı’ya bakıp “babanızın arabasını alıp şahane yolculuk yapıp 200 km’de buraya geliyosunuz, mis gibi eğleniyosunuz, biz kıçımızı yırtıp acaip paralar harcayarak geliyoz. sizinki mi dedication bizimki mi dedication lan allahsızlar!” diye isyan ettim. bişi değişmedi tabi hala sefil türklerdik.
* thema eleven inanılmaz bi grup. city of caterpillar meets cult of luna. en başarılı yerel gruptu. burak cdlerini aldı, bizi de çeksin de yiyek.
* festival sayesinde canyooner albümünü keşfettiğimiz no trigger çok eğlenciliydi. beraber turladıkları set your goals’tan daha iyiler. syg sevmiyorum ama acaip seyirci topladılar. maroon’dan sonra en çok hatun çeken gruptu ve dünyanın en çirkin adamlarından oluşuyordu. mis gibi bi no trigger vidyosu çektim. 45. saniyeden sonrası şahane;
-
* alanda dolaşırken victims üyelerinin standda olduğunu farkettik. hemen gidip divide and conquer’ı imzalattım. elemanlarla çekindiğim foto biraz talihsiz oldu hehe. sahneleri şahaneydi. şu an aktif crust grupları içinde en sevdiğim adamlardan biri bunlar. basçı jon (eski nasum üyesi) bi şarkıdan sonra sinirli bi şekilde “this is hardcore” dedi. kime ayar verdi anlamadık. saatlerde oluşan bi değişiklik yüzünden biz yemek yerken bi anda sahne aldılar ve vegan burger yemeye çalışırken ağzımdan abidik sos aka aka en sevdiğim şarkıları “your life is red”i izlemek zorunda kaldım. “this is the end”i inanılmaz çaldılar, festin en güzel anlarından biriydi;

-
* sonra to kill ve vitamin x saçmalıkları çıktı. vitamin x’in nasıl bu kadar çok seveni olduğunu anlamak çook güç benim için. hakkaten kafam durdu topladıkları kalabalığı görünce.
* ve kaospilot. şu an kendi piyasasının en iyi grubu bence bu adamlar. ve son bi yıl içerisinde s/t albümleri en çok dinlediğim, en sevdiğim albümlerden biriydi. boktan ankara günlerinde ayakta durmamı sağladı şarkıları hep. bu yüzden kaos için en öne gittim festte ilk defa. S/t’ın nerdeyse tamamını çaldılar. bir de eylülde yeni çıkacak albümden bi şarkı. ortalıkta pek görünmeyen screamo gençler sahnenin amına koydu afedersiniz. ilk şarkıdan son şarkıya kadar sahnede kalıp grupla birlikte söylediler şarkıları. ben metanetimi korumaya çalıştım çünkü ne zaman sahneye çıksam salakça bişey yapıyorum. ama taptığım şarkı “the vicious cycle” girince ne olduğunu anlamadan kendimi sahnede buldum. “the vicious cycle goes on and on” kısmında bilincimi yitirdim sanırım. sonra bi süre ara oldu. gitaristin yanına gidip muhabbet ettim, foto çekindim (CD’yi imzalatmayı unuttum arada). bi grup sahnedeyken çıkıp foto çektirmek gibi bi acaiplik bi daha başıma gelir mi bilmiyorum, ama pişman değilim hehe. i heart kaospilot amına koyim.
“Everything of today is falling. It’s decaying. Who will support this life? Do you? Feel the passion to embrace this life? These are the men of today. I am a prologue to better players. Follow my example: Teach to fly – fall faster. Gone.”
* kaospilot sonrası otele döndük. gün içinde domuz etli olduğunu tahmin ettiğimiz iğrenç tostlar, tofu burger falan filan gibi gubidik şeyler yedik. gece acaip bi fırtına çıktı. “aha” dedim “bu fırtına festival alanının ağzına sıçar. kesin iptal olacak converge”. sabaha kadar uyuyamadım sonra. burak fosur fosur uyudu, bana mısın demedi.


