gidiyorum elveda şarkısı #II.

28 Jun

Killing the Dream – We’re All Dead Ends


 ”Sing. You’ve heard this all before. These words are yours. Scream.”

Çok sevdiğim grupların neredeyse hepsinin mazisi 90′lara dayanıyor. Killing the Dream bu konudaki istisnalardan biri. 2000′lerin başında kurulmuş, bütün albümlerini de yeni binyılda çıkartmış bi grup. Kendileriyle bayrağını Comeback Kid ve Have Heart gibi daha popüler grupların taşıdığı modern hardcore piyasasının tavan yaptığı dönemde tanışmıştık. Prodüktörlüğünü Kurt Ballou’nun, sanat tasarımını Jacob Bannon’ın yaptığı “In Place, Apart” gibi bi albümle tanışmamam imkansızdı zaten. O kadar çok sevdim ki albümü bir “2000′ler grubunun” en çok dinlediğim albümü oldu. Aynı damardan Modern Life Is War, Sinking Ships, Another Breath hep çok daha iyi albümler yaptı Killing the Dream’den ama favorim her zaman onlar oldu. Pek adanmış adamlar da değillerdi. “Biz müziğimiz için ölürüz, müzikten başka iş yapamayız, fanlarımızı acayip seviyoz” şovlarına girmeden konuşurlardı. Vokalist Eli röportajlarında hep sürdürmek zorunda bi hayat olduğundan, iş – okul durumları yüzünden müziğin ön planda olamayacağından bahseder ve röportajlarının çoğunda müzikten çok dünya meselelerinden, hayat memattan konuşurdu. Enteresan kişiliklerdi. Zamanında yaptığımız bi röportajdan aylar sonra “hafız, noldu bizim röportaj, içine sinmeyen yerler olduysa telafi edelim istersen” diye mail atmıştı. Bu “gönül adamlığı” daha iyi örnekleri olmasına rağmen bu adamları niye daha çok sevdiğimin kelimeye dökemediğim soyut bi örneğiydi sanırım. 

Sonra bir gün bişey oldu ve evde öylece duran Killing the Dream CD’lerimi kaybettim. Evde cd’lerin girebileceği her noktaya baktım ama bulamadım. Ailemin evine gittim, her yeri altüst ettim, yoktu. Geriye tek bir alternatif kalmıştı; arkadaşlarımdan biri hacılamıştı. Önce ufaktan çaktırmadan soruşturmaya başladım “Ya Burak KtD sidilerim kayboldu işe bak ya”, “Onurt şu çok güzel kapaklı bi sidi vardı ya, o kayboldu lan tüh” filan diye ağız arıyordum ama sonuca ulaşamıyordum. Bir numaralı şüpheliyse Hemre’ydi. Bana geldiği zaman sürekli sidilerimi kurcalar, kitapçıklarını çıkarıp “bebek gibiymiş ha” filan diyip dururdu. Arada aldığından bile haberim olmayan sidileri getirir “al bu bendeydi” derdi. O yüzden ona gidip açıkça “Ver lan sidilerimi sidi hırsızı” dedim. “Bende değil olm” dedi de başka bişey demedi. Ama senelerce içten içten hep onun hacıladığından emin kaldım. Geceleri yastığının altına sakladığı sidileri çıkarıp okşuyor “hahah arasın dursun pezevenk, benimsiniz” diye kahkahalar atıyordu, başka ihtimal yoktu. 

Derken aradan geçen yıllar sonunda Killing the Dream sidilerim hala ortada yokken ve artık KtD sidilerim hiç de skimde değilken eski dergilerle dolu alakasız bi kutunun içinden çıktı albümler. İşin komiği artık diğer bütün sidilerim yüzlerce kilometre uzakta, kutuların içinde bir bodrum katındaydı. Hepsi yanımdayken kaybolan ve takıntı haline getirdiğim KtD sidileri şimdi yanımdaki tek albümler olmuştu. Sanki aradan onca yıl geçmemiş, onca yıl sonunda sidiler, kitaplar, dividiler benim için eski anlamını yitirmemiş gibi kitapçığını açıp “bebek gibi hakkaten” diye sevindim. Yıllar boyu da Hemre’den şüphelendiğim için ufak bi vicdan azabı oluştu ama hemen geçti. Kaybolmasa hacılardı nasıl olsa.

Akşam Deathwish’in siteye ne var ne yok diye bakmak için girdiğimdeyse çok daha uzun zaman önce beklediğimiz haberi gördüm. “Killing the Dream son konserinin tarihini açıkladı” yazıyordu haberde. Yeni dönem hardcore gruplarının klasiğidir, çok uzatmadan, bir iki albümden (özellikle de en iyi albümlerinden) sonra dağılırlar. Sinking Ships, Modern Life Is War, Hot Cross, Funeral Diner, Life Long Tragedy, Verse, Go It Alone, Champion. Hepsi de bir iki albüm ya da en iyi albümlerinden sonra dağılıp ana bacı yaptırmışlardır bize. Killing the Dream’se beş yıldır sürekli “hala nasıl dağılmadı lan bunlar” diye arada muhabbetini yaptığımız bi gruptu. Bahsettiğim nedenlerden dolayı ilk onlar bırakır gibi geliyordu ama iyi dayandılar. İki EP, üç uzunçalar çıkartarak da beklentilerimin üzerinde bi üretimde bulundular. Eskiden olsa birilerinden telefonuma “KtD dağılmış lan” mesajı düşer, saatlerce de “niye dağılıyosunuz amınakoyim” diye söylenirdik ama eskiden olmuyor, belki de iyi ki olmuyor. Sacramento çocuğu da olsan kovalaman gereken iş güç var, aile var, umduğun gibi olmasa da başka bi hayat var. O yüzden bütün o nefis şarkıların yanında bana her röportajında bu boktan gerçekleri uzun zaman önce ilk kez göstermesiyle bile Killing the Dream özel bi grup olarak kalacak benim için. Varsın eskisi gibi olmasın. 

Ha bi de aşşağıdaki şarkı ilk dinlediğim KtD şarkısı olması dışında daha iyileri varken neden bunları daha çok seviyorum sorusunun da cevabıdır galiba. Bütün o neşe, öfke, parkta geçen günler, parktan geçen günler, tuborg gold, hayal kırıklıkları, cam kırıkları, göt kadar odalarda kahkaha trafiği, kavgalar, büyük kararlar, hep başını almalar. Hepsi bi şarkıda, şarkı hep kafamızda. Sağolasın Killing the Dream, rest in piiz amınakoyim. 

[Sometimes it just seems we're the ones who hope forgot, but sometimes, it seems we're the ones who forgot to hope and you're feeling it again.

These words are yours, so scream, everyone.]

[Our sight is gone, what we see is what we hear, and what we feel we'll believe.

We're all fucked, so fuck it all.]

Advertisement

2 Responses to “gidiyorum elveda şarkısı #II.”

  1. gest June 29, 2011 at 21:0 2 #

    Seni ikinci kez gördüğümde ve yine tanışmadığımızda üzerinde bu adamların tişörtü vardı.

  2. Fritz Fassbender June 29, 2011 at 21:0 2 #

    hehe onun da arkasında “everything goes wrong” yazıyordu zaten, normal o şekilde gelişmesi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.